• Dansk
  • Svenska
  • Türkçe
  • NordicTurk’e Reklam Verin
  • Bize Ulaşın
Kopenhag 
17 Temmuz 2026 Cuma 02:09
NordicTurk
  • NordicTurk Haber
  • E-Gazete
  • Firma Rehberi
  • Danimarka
  • İsveç
  • Norveç
  • Finlandiya
  • İş Dünyası
  • Reklam Tarifesi
  • Bize Ulaşın
NordicTurk
  • NordicTurk Haber
  • E-Gazete
  • Firma Rehberi
  • Danimarka
  • İsveç
  • Norveç
  • Finlandiya
  • İş Dünyası
  • Reklam Tarifesi
  • Bize Ulaşın
NordicTurk
No Result
View All Result

Türkiye’de tutuklanan Alman ve İsveçli’nin ifadesi basına verildi

byHaber Merkezi
27 Temmuz 2017 Perşembe - 11:30 - Updated on 3 Ekim 2021 Pazar - 06:32
in Avrupa
Reading Time: 6 mins read
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM), Cumhuriyet Savcılığının talimatı üzerine askeri kalkışmaya ilişkin soruşturma başlattı.

Steudtner’in savcılık ifadesinde, “Benim Türkiye’ye girişimden nerede kalacağıma kadar İstanbul’daki Alman temsilciliğinin bilgisi vardır. Zira bizde kullanılan Elepant isimli program sayesinde otomatik olarak yurttan çıkışımız ve başka ülkeye girişimiz konsolosluk tarafından takip edilebiliyor” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca, Büyükada’da yapılan bir toplantıda “terör örgütüne yardım ettikleri” iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve akabinde çıkarıldığı hakimlikçe ”terör örgütüne yardım etme” suçundan tutuklanan Alman uyruklu Peter Frank Steudtner’in savcılık ifadesinin detayları belli oldu.

Steudtner savcılık ifadesinde, Berlin’de ikamet ettiğini, genel olarak serbest çalıştığını, bazen danışmanlık faaliyetlerinde bulunduğunu belirterek, Almanya’da birçok sosyal örgüte üye olduğunu ve bunların genel olarak insan haklarına ve şiddete karşı faaliyet yürüten dernekler olduğunu söyledi.

Büyükada’daki toplantıdan, İstanbul’a gelmeden iki hafta önce aynı soruşturmada tutuklanan Ali Gharavi isimli arkadaşının bahsederek kendisini davet ettiği anlatan Steudtner, “Uçak ve otel masraflarını bizzat karşıladıktan sonra bunu toplantıyı finansa eden Hivos isimli Hollandalı İnsan Hakları kuruluşundan fatura karşılığında yer alacaktım. Hivos’un finanse ettiği bu toplantıyı Türkiye’den İnsan Hakları Platformu isimli kuruluş organize ediyordu. Benim uzmanlık alanım kişilerin stres ve psikolojik sağlık hususunda iyi oluş halini sağlamak ve psikolojileri korumak konularındadır. Uzmanlık deneyimlerimi paylaşmak, kolaylaştırıcı görevi ile toplantıya katılım sağladım.” ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda güvenli bir veri iletişimi ve veri bütünlüğünün sağlanması konusunda da bilgiye sahip olduğunu belirten Steudtner, toplantıda üç gün süre insan hakları örgütlerinde çalışan kişilerin şiddete maruz kalan kişilerle yaptıkları mülakatlar sonucunda, maruz kaldıkları stres ile baş etme hususunda bilgi verdiğini söyledi.

Toplantı sırasında genel olarak hacker saldırılarının önlenmesi, dijital materyellerin üçüncü kişilerin eline geçmesinin engellenmesi ve bu cihazlardaki bilgilerin güvenliğinin sağlanması konusunda konuştuklarını anlatan Steudtner, “Herhangi bir katılımcının bilgisayarına fiziki müdahalede bulunmadım. Bunların üzerinde herhangi bir şifreleme işlemi yapmadım. Bana bu şahıslar tarafından data olarak verilen belge, resim yahut video olmadı. Toplantı sırasında benim konuştuklarımı üç ayrı tercüman çevirdi. Bunlardan ikisinin adı Ahmet’ti. Fakat diğerinin adını bilmiyorum.” diye konuştu.

”Ahmet isimli çevirmen….”

Ahmet Tunç Tunçten isimli çevirmenin söylediklerini normal olarak doğru bir şekilde dinleyenlere anlattığını fakat soy ismini bilmediğim Ahmet isimli diğer çevirmenin katılımcılarla kendisinin söylediği hususlar dışında konuştuğunu, bu nedenle kendisiyle tartıştığını öne süren Steudtner, toplantıda konuşulan konular arasında ”sosyal medya üzerinden provokasyon yapılması” yahut ”sosyal medya üzerinden halk ayaklanması planlanması” şeklinde bir konunun konuşulmadığını iddia ederek, ifadesinde şunlara değindi:

“Bildiğim kadarıyla şahsım burada bir terör örgütünün toplantı yaptığı zannıyla suçlanmaktadır. Ancak bu husus doğru değildir. Türkiye dışında da herhangi bir ülkede ajanlık suçlamasıyla karşılaşmadım. Bana sorulan Ahmet Tunçten isimli şahsın ifadesinde belirtildiği şekilde konuşmalar toplantı sırasında geçmiştir. Ancak Suriye ile ilgili bir konu olmadığı ve Suriye haritası üzerinde bir konuşma yapılmadığını biliyorum. Bu husus doğru değildir. Bunun haricinde toplantıda polsiten veri saklamak bunların ulaşımını engellemek şeklinde bir konuşma geçmedi. Genel olarak insan hakları derneklerini ve üyelerinin sosyal medya ve data verilerinin üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesine karşı koyma, herhangi bir hacker saldırısına karşı koyma, şifreleme, yedekleme ve kriptolama konuları konuşuldu.

Toplantı sırasında ByLock isimli programdan bahsedildi. Ama benim bu konuda bilgim yoktu ve bana bilgi verilmedi. Bunun dışındaki iletişim programlarından Signal, Vire, WhatsApp isimli programlar hakkında konuştuğumuzu hatırlıyorum. Soy adını hatırlayamadığım Ahmet isimli şahıs ile toplantı arasında bloklanan ve yasaklanan sitelere erişimi ile ilgili bana sorular sorduğunu ve konuştuğumuzu hatırlıyorum. Soy ismini hatırlamadığım Ahmet isimli çevirmen kendi başına ByLock ifadelerini kullanarak katılımcılara bir şeyler söylediğini fark ettim. Toplantıdaki kişiler arasında ByLock isimli program hakkında konuştuklarını fark ettim fakat bu soruları bana çevirmediler. Kendi aralarında Türkçe konuştular. Bu konuda çevirmen ve konuşmacılar arasında tartışma oldu.

Benim Türkiye’ye girişimden nerede kalacağıma kadar İstanbul’daki Alman temsilciliğinin bilgisi vardır. Zira bizde kullanılan Elepant isimli program sayesinde otomatik olarak yurttan çıkışımız ve başka ülkeye girişimiz konsolosluk tarafından takip edilebiliyor. Bu program ziyaret ettiğimiz ülkelerde başımıza olumsuz bir durum gelmesi durumunda bununla temsilciliğin ilgilenebilmesi ve aileme haber verilmesi için dizayn edilmiş ve kullanıma sunulmuştur. Söz konusu formda, Türkiye’de ziyaret edeceğim yerler ve iletişim bilgilerim bulunmaktadır. Bu sebeple benim gizli olarak toplantıya katılmam söz konusu dahi değildir.”

Almanya’da faaliyet gösteren FETÖ, PKK, DHKP/C isimli Türkiye menşeli örgütler ile bugüne kadar herhangi bir temasının olmadığını öne sürerek, bu örgütlere mensup hiçkimse ile irtibat kurmadığını ve Türkiye’de bulunan kollarıyla da herhangi bir irtibatının da olmadığını savunan Steudtner, netice olarak insan hakları örgütlerine yardımcı olabilmek amacıyla zaman zaman bu toplantılara iştirak ettiğini, kendi mensubu olduğu af örgütü ve diğer kuruluşlarla da bu tür çalışmalar yaptığını ve söz konusu toplantıda yasa dışı herhangi bir konu konuşulmadığı için bir suç unsuru olmadığını iddia etti.

Tutuklanan Ghravi’nin ifadesi

Soruşturmada tutuklanan İsveç uyruklu Ali Ghravi de savcılık ifadesinde, ”Kullanmış olduğum flash bellekte tespit edildiği söylenen ve emniyetteki ifademde de yer alan haritayı içeren dijital materyal bana aittir. Söz konusu harita siyasi değil, kültürel, dil içerikli haritadır. Hangi bölgede hangi dillerin konuşulduğunu göstermektedir.” dedi.

Ali Ghravi ifadesinde, olay tarihinde gerçekleşen toplantıya (Büyükada’daki) diğer şüpheli Özlem Dalkıran sayesinde çağrıldığını, toplantının Hollanda merkezli Hıvos ve Türkiye merkezli olduğunu bildiği IVOP tarafından organize edildiğini söyledi.

Toplantıyla alakalı ülkeye giriş ve konaklama masraflarının IVOS tarafından karşılandığını belirten Ghravi, toplantıdan önce en son Haziran 2015’te ülkeye geldiğini, kendisine sorulan Gaziantep’e hiç gitmediğini anlattı. Ghravi, 2010 yılına kadar daha çok işkence görmüş insanların rehabilitasyon konularında faaliyet yürüten kuruluşlara bilişim uzmanlığı alanında teknik destek verdiğini ifade ederek, 2010 yılından sonra insan hakları örgütleri ve mülteciler konusunda faaliyet yürüten örgütlerle çalışmaya başladığını aktardı.

Ghravi, “Faaliyet konumu açıklama gerekirse; insan hakları hususunda iştigal olan ve mağdurlarla sürekli diyalog kuran insanların yaşadıkları ikinci travma sebebiyle yanlış kararlar vermemeleri, dijital içerikleri kaybetmemeleri, hackerlerin saldırısına uğramamaları, aynı zamanda kişilerin fiziksel güvenlikleri, psikolojik olarak korunmaları, psikoloji dayanıklılıklarının sağlanması, hukuk güvenliği içerisinde hareket etmeleri ve bilgi bütünlüğü hususlarını hep birlikte içeren bütüncül bir yaklaşımdır.” dedi.

PKK örgütünü medya aracılığıyla duyduğunu dile getiren Ghravi, “Liderinin Abdullah isimli bir şahıs olduğunu ve cezaevinde bulunduğunu biliyorum. Örgütün nihai amacını bilmiyorum. Türk politikası hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim. Yalnızca Türk hükümeti ile dostane ilişkiler içerisinde olmadığını biliyorum. Bunu da gözaltında bulunduğum süreçte benimle aynı yerde kalan ve PKK örgütü mensubu olduğunu değerlendirdiğim şahıslardan öğrendim. Örgütün eylemleri konusunda bir bilgim yok.” diye konuştu.

Savcılık sorgusunda kendisinden ele geçirilen dijital materyal ve içeriğindeki haritaya ilişkin soruya Ghravi, “Kullanmış olduğu flash bellekte tespit edildiği söylenen ve emniyetteki ifademde de yer alan haritayı içeren dijital materyal bana aittir. Söz konusu harita siyasi değil, kültürel, dil içerikli haritadır. Hangi bölgede, hangi dillerin konuşulduğunu göstermektedir.” diye yanıtladı.

Toplantı sırasında dijital verilerin güvenliği konusunda tartışmaların olduğunu, bir ara kullanılan dijital aletlere uzaktan, istem dışı veri yüklenip yüklenemeyeceği ve bu verilerin daha sonra polis tarafından ele geçirilip geçirilemeyeceği hususlarında sorular sorulduğunu anlatan Ghravi, olası bir polis operasyonunda, dijital verilen ele geçirilmesi halinde polisten saklanması veya tespit edemeyeceği şeklinde şifrelenmesi konusunda bir söylemde bulunulmadığını iddia etti.

Ghravi, savcılık sorgusunda kendisine sorulan sorulara şu yanıtları verdi:

”CNN International’ı takip ettiğimden dolayı bir ara Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarının ByLock programını kullandıkları konusunda bir haber görmüştüm hatta toplantı sırasında da katılımcılardan bazıları kullandıkları aletlere uzaktan ByLock indirilmesi halinde ne şekilde önlem alacaklarını sormuşlardı. Bu konuda da bir bilgim olmadığı için sorulan bu soruya cevap vermedim. Hiçbir örgüt ile irtibatım yoktur.

Toplantıda tercümanlık yapan şahıslar provoke edici, benim söylemediğim hususları da eklemek suretiyle tercümanlık yaptı. Ayrıca katılımcıların soru sorduğu zamanlarda benim yerime cevap verdiği zamanlar da oldu. Neden bu şekilde davrandıklarını bilmiyorum. Yine toplantı aralarında tercümanlardan biri, ikinci güne katılan şahıs konuyla ilgisiz örneğin; polisin tespit edememesine yönelik soruları asıl bana kendisi sordu. Erişimi yasak olan sitelere nasıl girebileceği gibi toplantı konusu olmayan sorular sormuştu. Ayrıca bunu katılımcılara da sormuştu. Ben de muhatap almayarak cevap vermedim.”

 

Bakmadan Geçme!

TN Medya Reklam Bilişim Ltd. Şti. (TR)

  • NordicTurk Haber
  • E-Gazete
  • Firma Rehberi
  • Danimarka
  • İsveç
  • Norveç
  • Finlandiya
  • İş Dünyası
  • Reklam Tarifesi
  • Bize Ulaşın

© 2025 NordicTurk - Yayıncı: TN.

No Result
View All Result
  • NordicTurk Haber
    • Danimarka
    • İsveç
    • Norveç
    • Finlandiya
    • İzlanda
    • Faroe Adaları
    • Grönland
    • Türkiye
    • İş Dünyası
    • Spor
  • NordicTurk E-Gazete
  • Faydalı Bağlantılar (Danimarka)
  • NordicTurk Dansk
  • NordicTurk Svenska
  • NordicTurk’e Reklam Ver
  • Bize Ulaşın

© 2025 NordicTurk - Yayıncı: TN.