Danimarka’da faaliyet gösteren camilerin kapatılması konusu gündeme geldi.
Danimarka’daki bazı basın yayın kuruluşlarında cami faaliyetlerinin incelenmesi gerektiğine yönelik haberler yer alırken, bazı siyasetçiler ise camilerin kapatılması yönünde görüşlerini aktardı.
Liberal İttifak Partisi Göçmenlik ve Entegrasyon Sözcüsü Steffen Larsen konuyla ilgili olarak ‘yıkıcı camileri kapatın’ başlığıyla yazılı açıklamada bulundu.
“İran ve Türkiye baskı uyguluyor”
Larsen açıklamasında, bazı camilerin kapatılması gerektiği yönünde soruşturma başlatılması gerektiğini ifade ederek şunları kaydetti:
“İran ve Türkiye’nin burada yaşayan İranlılar ve Türkler üzerinde büyük bir sosyal baskı uyguladığını biliyoruz.
Hükümete; despotik rejimlerle vatandaşların güvenlik ve özgürlüğüne tehdit oluşturan örgütlerle yakın bağlantıları olan camilerle ilgili soruşturma yürütülmesi konusunda çağrıda bulunuyoruz.
Liberal İttifak olarak Danimarka toplumunun altını oymaya çalışan camilerin kapatılmasını istiyoruz.
Zira bu örgütlerle ilişki kurulmasına ve bu örgütlere ödeme yapılmasına izin vermenin bir anlamı yok.”
“Yanlış, temelsiz ve asılsız iddialar”
Tartışmalara dair Albertslund Alaaddin Camii yönetiminden açıklama paylaşıldı.
Camilere yönelik ithamların asılsız olduğunun altı çizilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Son dönemde Danimarka’daki bazı politikacıların ve gazetecilerin açıklamalarında, özellikle camiler ve Müslüman toplumu hedef alan yanlış ve temelsiz iddialar yer almaktadır.
Paylaşımlarda, camilerin toplumun güvenliğini ve özgürlüklerini tehdit ettiği ve özgürlük, cinsiyet eşitliği ve dini hoşgörü ilkelerine aykırı hareket ettiği gibi asılsız ithamlar bulunmaktadır.
Bu iddialar, hem İslam inancına hem de Müslüman cemaatine zarar vermektedir.
İslam dini her zaman hoşgörüyü, barışı ve herkesin temel haklarına saygıyı teşvik etmiştir.
Camilerimiz ise sadece ibadet yerleri değil, aynı zamanda toplumun her kesiminden insanların buluştuğu, dayanışma ve yardımlaşmanın ön planda olduğu önemli sosyal merkezlerdir.
Bu bağlamda Diyanet Vakfı’mızın şu adımları atması gerektiğini düşünüyoruz:
1. Bilgilendirme ve Doğruyu Yansıtma: Toplum nezdinde İslam’ın gerçek öğretilerini ve camilerin barışçıl rollerini anlatan bilgilendirme çalışmaları yapılmalı, basın yoluyla yanlış algılar düzeltilmelidir.
2. Hukuki Süreçlerin Takibi: İddialar karşısında hukuki süreçler başlatılmalı ve bu tür iftiraların yayılmasının önüne geçilmelidir. Camilerin yasal haklarını savunmak adına gerekli adımlar atılmalıdır.
3. Toplumsal Dayanışma: Müslüman toplumu bir araya getirip bu tür saldırılara karşı birlik ve beraberlik içinde hareket etmeli, provokasyonlara kapılmadan sağduyu ile cevap verilmelidir.
4. Diyalog Kanallarının Açılması: İlgili politikacılar ve devlet yetkilileri ile diyalog kurularak, camilerin toplum içindeki yapıcı rolü hakkında bilgilendirmeler yapılmalı, yanlış anlaşılmalar ortadan kaldırılmalıdır.
Bizler, İslam toplumunu temsil eden bireyler olarak, hem inancımızı hem de toplumun güvenliğini ve barışını her zaman ön planda tutmaktayız.
Bu bağlamda Diyanet Vakfı’nın atacağı adımlar, hem Müslüman toplumuna moral verecek hem de toplum nezdinde adil bir algı oluşmasına katkı sağlayacaktır.”

