Hoş geldin ey Rahmet ayı!
Hoş geldin ey Mağfiret ayı!
Hoş geldin ey arınma ayı!
Hoş geldin ey fırsat ayı!
Hoş geldin ey bereket ayı!
İslam coğrafyasında yaşanan sıkıntıların ortasında, onbir ayın sultanı Ramazan’ı Şerif’e girmiş bulunmaktayız. Bir yanımız sevinçli iken öbür yanımız hüzünlü… Müslümanların Dünya’nın her tarafında hak ve hürrüyet mücadelesi verdiği şu günlerde Ramazan’ı Şerif’in ruhaniyetine sığınarak cenab-ı Haktan istimdad ediyoruz.
Ramazan ‘’yanmak’’ demektir. Buna göre Ramazan ayı oruçlunun günahlarını yakarak yok eder demektir.
Ramazan ‘’yağmur’’ demektir. Yağmur, nasıl yeryüzünü yıkayıp tozlardan temizliyorsa, Ramazan ayı da müminleri günahlardan öylece temizler.
İki mananın birleştiği nokta; oruçlunun bu ayda günahlardan arınacak, temizlenecek olmasıdır. “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”( Buhârî, Savm 6) buyuran Resûlullah (SAV) başka bir Hadisi Şerifte ise “Kim ramazan gecesini, sevabına inanarak ve bunu elde etmek niyetiyle namazla (teravih) ihya ederse geçmiş günahları affedilir. (Buhari, Salatü’t-Teravih,1) buyurarak Ramazan ayının manevi yönden müminleri arındırdığını belirtmiştir.
Ramazan ayı; Tutacağımız oruçlarla bedenimizin sıhhate kavuşacağı, vereceğimiz zekat ve sadakalarla malımızın temizliğe ulaşacağı, şeytanların kullara yaklaşamaması ve nefsimizin açlıkla terbiye olmasıyla huzura erdiğimiz, maddi ve manevi hayatımızda birçok güzelliklerin yaşandığı bir aydır.
Ramazan ayı oruç ayıdır. Oruç madden ve manen kişiyi olgunlaştıran, kemale ulaştıran bir ibadettir. Oruç ibadeti için Rabbimiz bizlere şu ayeti indirmiştir. “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.”( Bakara, 2/183)
Dinimizde oruç, Yolculuk, hastalık, hamile ve emzikli olmak gibi mazereti olanlar dışında, sağlığı sıhhati yerinde olanların sabahın başlangıcı sayılan ikinci fecirden (tan yerinin ağarmasından) başlayarak güneşin batışına kadarki sürede başka bir deyişle imsak vaktinden iftar vaktine kadar ibadet niyetiyle yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden nefsi uzak tutmasıdır.
Bunun yanında Oruç, sadece iştah ve şehveti dizginlemek değildir, ayrıca ağzını ve dilini kötü ve çirkin söz söylemekten korumaktır. Sevgili Peygamberimizde bu hususa şöyle işaret etmektedir. “Oruç tutan öyle insanlar vardır ki, kârları sadece açlık ve susuzluk çekmektir”( İbn Mace, “Sıyâm”, 21)
Oruç, Yaratıcı ile kul arasındaki sevginin doruğa ulaştığı, her türlü gösteriş ve riyanın en az karıştığı kalbi bir ibadettir. Çünkü kul, oruçta Rabbi ile başbaşadır. Nitekim Yüce Allah bir hadisi kudsîde: “Oruç doğrudan doğruya benim için yapılmış bir ibadettir. Onun (sayısız) karşılığını da doğrudan doğruya ben vereceğim” buyurmaktadır.[ Buharî, savm,2, II, 226, Müslim, Sıyam,163. I,807]
Bu ayda İnsanlığa Kur’anı Kerimin indirilmeye başlanmasıda Ramazanı Şerife ayrı bir değer katmıştır. Karanlıklar içerisinde kalan ve cehalet dönemini yaşayan insanoğlu Kuran’ın inmesiyle altın çağını yaşamıştır. Efendimiz, Ashabını gökte parlayan yıldızlara benzetmiştir. Bu dönüşümün ana unsuru ise Kuran-ı Kerim’dir. Yüce Allah Kuran-ı şöyle buyurmaktadır. “(O sayılı günler, Ramazan ayı), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.”(2)
İçinde inmiş olan ayı on bir ayın sultanı yapan, içinde inmiş olduğu geceyi bin aydan hayırlı yapan Kur’an-ı Kerim, hayatında Kuran’la hemhal olan, yaşayan insanı ise insanlar içinde daha kıymetli yapmaz mı? Yapar elbet. Kuran’ı Öyle bir yaşayalım ki, bize nur katsın, aydınlığıyla ışıldatsın, hayatımıza anlam katsın. Velhasıl bizi daha değerli kılsın.
Şimdi gelelim şu soruya.
Ramazanı nasıl geçirelimki bizden razı olsun.
Öyle bir oruç tutalımki, Oruçta bizi tutsun ve yapabileceğimiz kötülüklere karşı bize kalkan olsun. Sadece midemize değil, bütün uzuvlarımıza oruç tutturalım.
Kur’an ayı olan bu ayda Kur’an’ı daha çok okumaya, anlamaya ve hayatımızda uygulamaya çalışalım. Camlerimizde belli vakitlerde okunan ve Peygamberimizden bize sünnet olarak kalan mukabelelere iştirak edelim.
Bizleri camilerde buluşturan, birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştıran namaz ibadetine daha fazla sarılalım. Namazlarımızı camide cemaatle kılmaya çalışalım. Gecelerimizi Teravih namazı ile ihya edelim.
Ramazan ayı cömertliğimizin en üst seviyeye çıktığı bir aydır. Bu ayda Sadakalarımızı, zekatlarımızı, fıtır sadakalarımızı vererek ihtiyaçları giderelim ve infakta zirve yapalım.
Başkalarına iftar ettirme sevincini yaşayalım. Danimarka Türk Diyanet Vakfımızın şemsiyesi altındaki derneklerimizin ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının hazırlamış oldukları iftar ve sahur programlarına katkıda bulunalım. Kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi perçinleyerek, beraber iftar-sahur yapmanın lezzetine varalım.
Ramazan ayı maddi ve manevi bakım ayımızdır. Bu ayla elde ettiğimiz değerleri koruyalım ve bu değerleri bir yıllık yaşantımıza nihayetinde hayatımızın tamamına aktaralım. Günlük hayatımızı düzene koyalım, Ve en önemliside ilah-i rızayı kazanmak için bütün gayretimizi gösterelim.
Işte bu ve benzeri şeyleri yaptığımız takdirde, biz Ramazandan razı, Ramazan bizden razı olarak bayrama ulaşırız İnşallah.
Bu vesileyle mübarek Ramazan ayınızı tebrik eder, hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.
Ömer SARIGÜL
Kocatepe Camii Din Görevlisi

