Türkiye’nin Kopenhag Büyükelçisi Mehmet Dönmez, Danimarka Gazeteciler Sendikası’na yazdığı mektupta, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ilkesine uyma taahhüdüne bağlı olduğunu ancak basın özgürlüğünün demokratik değerlerin üzerinde olmadığını yazdı.
Türkiye’nin Kopenhag Büyükelçisi Mehmet Dönmez, Danimarka Gazeteciler Sendikası’na yazdığı mektupta, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ilkesine uyma taahhüdüne bağlı olduğunu ancak basın özgürlüğünün demokratik değerlerin üzerinde olmadığını yazdı.
journalisten.dk sitesinde Andreas Marckmann Andreassen imzalı haberde, Türkiye Büyükelçisi Mehmet Dönmez’in geçen hafta sendikanın (Dansk Journalistforbund) başkanı Lars Werge’ın büyükelçiye yazdığı ve Türkiye’de çok sayıda gazetecinin tutuklanmasını protesto eden yazısına cevap niteliği taşıyan mektubuna yer verdi.
Haberde Büyükelçi Dönmez’in mektubundaki, ”Basın özgürlüğü demokratik değerlerin ve hukukun üstünlüğünün üzerinde değil ama bu evrensel değerler güçlendirilmeli. Gözaltına alınan ya da tutuklanan gazeteciler gazeteci oldukları için değil ülkemi kanlı bir ortama sürüklemeye ve istikrarsızlaştırmaya çalışan bir terör örgütü üyesi şüphelisi oldukları için alınmışlardır” ifadelerine yer verildi.
Mektubunda, 15 Temmuz’da hükümet ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan darbe girişiminin Pensilvanya’da yaşayan Fethullah Gülen etrafındaki siyasi hareket olan Fetö tarafından düzenlendiğinin çok açık olduğunu belirten Büyükelçi Dönmez’in, Türk medyası ve gazetecilerin darbe girişiminin desteklenmesinde anahtar rolü oynadıklarını yazdığı aktarıldı.
Büyükelçi Dönmez’in devamla şu ifadeleri kullandığı aktarıldı:
”Danimarka Gazeteciler Sendikası ve ülke medyasının gerçek gazeteciler ile medya araçlarını kullanarak terörist hareketleri destekleyenler ve laik demokratik devlete karşı Fetö’ye bir araç olarak hizmet edenleri ayırt etmesi lazım.”
Lars Werge geçen hafta yazdığı mektupta, Erdoğan’a demokratik bir toplumda gazetecilerin baskı altına alınamayacağı ve medyanın kontrol altına alınamayacağını hatırlatması konusunda ülkesindeki siyasetçileri teşvik etmeleri gerektiğini yazarak, Türkiye’deki meslektaşlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce benzeri görülmemiş bir saldırısı altında olduğunu ileri sürmüştü.

