Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, “Sağlık verilerine göre, Türkiye’de her 10 kişiden 7’sinde sindirim sistemi hastalığı bulunuyor.” dedi.
Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, “Sağlık verilerine göre, Türkiye’de her 10 kişiden 7’sinde sindirim sistemi hastalığı bulunuyor.” dedi.
Profesör Bor, Türk Gastroenteroloji Derneğince Antalya’da düzenlenen 33. Ulusal Gastroenteroloji Haftası Kongresindeki basın toplantısında, sindirim sistemi hastalıklarının görülme sıklığı hakkında bilgi verdi.
Avrupa ülkelerinde gastroenteroloji uzmanı sayısı incelendiğinde, Türkiye’nin yüz binde 1’in altında olan tek ülke olduğunu vurgulayan Bor, “Bu oran, Macaristan’da yüz binde 20, Avusturya’da yüz binde 5, İsveç’teyüz binde 3 iken, Türkiye’de yüz binde 0,9’dur” diye konuştu.
Bor, “Sağlık verilerine göre, Türkiye’de her 10 kişiden 7’sinde sindirim sistemi hastalığı bulunuyor. Bu kapsamda, reflü sıklığı yaklaşık yüzde 23, kabızlık sıklığı yüzde 9, büyük abdest kaçırma oranı yüzde 3,5, hassas bağırsak hastalığı sıklığı yüzde 15’tir. Bu hastalıkların yanı sıra safra taşı, hepatitler, kanserler de sık görülen sindirim sistemi hastalıklarıdır.” dedi.
Mide koruyucu ilaçlara dikkat
Prof. Dr. Kadir Bal ise halk arasında mide koruyucu olarak bilinen ilaçlar hakkında bilgi verdi. Söz konusu ilaçların, reflü, ülser gibi midede artmış asitle seyreden hastalıklar yanında ülsere bağlı mide kanamalarında kullanıldığını anlatan Bal, bunun dışında çeşitli ağrı kesici ve kan sulandırıcı ilaçların midede ülser ve kanama gibi yan etkileri engellemek için koruma amaçlı alınabildiğini söyledi.
Bal, söz konusu ilaçların erken dönemde çok düşük oranda baş ağrısı, bulantı, ishal gibi seyrek yan etkileri olabildiğini dile getirerek “Uzun süreli kullanımlarında ise özellikle yaşlı ve hastanede yatan hastalarda az da olsa zatürre, bağırsak enfeksiyonları riskini artırabilir. Ayrıca B12 vitamini eksikliğine, 5 yıldan uzun kullanımlarda ise kemik erimesine ve buna bağlı olarak mevcut kemik erimesini artırarak az da olsa dozla orantılı kalça kırığına neden olabilirler.” uyarısında bulundu.
Prof. Dr. Bal, özellikle kalp ritmini düzenleyen ya da kan sulandırıcı ilaçlar kullanan hastaların kullandığı ilaçlar hakkında hekime bilgi vermesi gerektiğini vurguladı.
Söz konusu ilaçların, herhangi bir organda kanser oluşturduğuna dair bilgi bulunmadığına işaret eden Bal, ilaçların yemekten yarım saat önce aç karına alınması, emilimini etkilediği ilaçlarla aynı anda alınmaması, kullanım dozlarının hastanın klinik durumlarına göre kişiden kişiye değiştiğini bildirdi.
“Bir aydan uzun süren ishalde hekim kontrolü şart”
Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hale Akpınar, ağızdan anüse kadar sindirim kanalında kronik iltihap ve duvar kalınlaşmasına neden olan, nedeni tam olarak bilinemeyen hastalıkların inflamatuvar bağırsak hastalıkları olarak tanımlandığını aktardı.
Bu hastalıkların, dünyada gelişmiş, sanayileşmiş ülkelerde görüldüğünü dile getiren Akpınar, söz konusu hastalıkların bulaşıcı olmadığını vurguladı.
Bir aydan uzun süreli kronik ishali olan kişilerin mutlaka hekime başvurması gerektiği uyarısında bulunan Akpınar, özellikle kanlı ishali olanlara alt sindirim sistemi endoskopisi olan kolonoskopi yapılması gerektiğini bildirdi.

