Anadolu’da “Baharın habercisi” olarak kabul edilen, Hızır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan “Hıdırellez”, yurdun birçok yerinde farklı ve bir o kadar da ilginç gelenek ve inanışlarla kutlanıyor.
Hıdırellez öncesindeki günün akşamında, birçok yerde vatandaşlar, ev, araba, çocuk ve eş dileklerini bir kağıda çizerek gül ağacının dalına bağlıyor ya da bu ağacın dibine toprak üzerine yansıtıyor. Bereket getireceğine inanıldığı için gül ağacının dibine para da gömülüyor.
Ülkenin birçok yerinde gül dalına bağlanan dilekler ile karşılanan “Hıdırellez”, yurdun farklı bölgelerinde yörelere özgü etkinliklerle kutlanıyor.
Balıkesir’de Karınca Deresi’ne taş atıp, ev ve araba isteyenler dere kenarına bunların resimlerini çizerken Kütahya’da çiğ damlalarıyla mayalanan yoğurt yapılıyor, Bilecik’te bir kayadan, yılda sadece bir gün akan ve şifalı olduğuna inanılan sudan içmek isteyen çok sayıda kişi bölgeye akın ediyor.
Balıkesir’in Edremit ilçesinde, Hıdırellez dolayısıyla akşam saatlerinde bir araya gelenler, hava kararıncaya kadar Edremit Çayı kenarına toprağa sahip olmak istediklerinin resimlerini çizdi ve dileklerini yazdıkları kağıtlar ile topladıkları çakıl taşlarını çaya attı.
Denizli’de keşkek, İzmir’de kazanlarla pilav yapılıp dağıtılırken Bergama’da ağaca kurulan salıncağa oturan genç kızı sadece evlenmek istediği kişi sallıyor.
Ankara’da ise Altındağ Belediyesi ile Gazi Üniversitesi Türk Halkbilimi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin işbirliğiyle yapılan kutlamalar kapsamında Hamamönü’nde bir araya gelen vatandaşlar, yaktıkları ateşin üzerinden atladı, unutulmuş pek çok geleneği tekrar yaşama imkanı buldu.

